Aram Tigran

Aram Tigran
  • 0
  • 303
  • 29 Şubat 2020
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...
  • +
  • -

Arapça, Ermenice, Kürtçe ve Türkçe müzik yapan Tigran, 1934’te Suriye’de doğdu.

Babası, Ermenilerin deyişiyle 1915’teki “Büyük Felaket”ten kurtulan sanatçı, dokuz yaşında müzikle ilgilenmeye başladı ve ud çaldı.

1966’dan sonra Ermenistan’ın başkenti Erivan’a giderek, Erivan Radyosu’nda 18 yıl çalıştı. 1995’ten sonraysa Atina’ya yerleşti.

Tigran, bu yıl dokuzuncusu düzenlenen Diyarbakır Kültür ve Sanat Festivali’ne de katılmış, rahatsızlığı nedeniyle sadece üç Kürtçe şarkı okuyabilmişti. Geçen yıl Batman’da düzenlenen Newroz kutlamalarına da katılan Tigran, burada Kürtçe, Türkçe, Ermenice ve Arapça şarkılar seslendirmişti. Tigran konserlerinde öldürülen gazeteci ve insan hakları savunucusu Hrant Dink için de Sarı Gelin türküsünü okuyordu.

Müzisyen Aram Tigran, vasiyeti üzerine Diyarbakır’a gömülecek. Cenaze töreni için oluşturulan organizasyon komitesinden, Demokratik Toplum Partisi İl Başkanı Fırat Anlı‘nın bianet‘everdiği bilgiye göre, Tigran’ın cenazesi yetiştirilebilirse, tören bugün saat 16:00’da Ermeni Kilisesi’nde yapılacak. Olmazsa, yarın için hazırlık yapılıyor.

6 Ağustos’ta Atina’da hayatını kaybeden Tigran, daha sonra Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

“Diyarbakır’a gömülmek istiyorum, demişti”

Anlı, Tigran’ın, daha önce, Suriye’deki doğum yeri Kamışlı’ya gömülmek istediğini, ama geçen yıl ilk kez geldiği Diyarbakır’daki kültür ve sanat festivaline katıldıktan ve kentte yaklaşık iki ay zaman geçirdikten sonra, ailesine ve Diyarbakırlılara “Diyarbakır’a gömülmek istiyorum” dediğini anlattı.

Anlı, bunun çok anlamlı olduğunu düşünüyor:

“Tigran Kürtçe müzik denince ilk akla gelen isimdir neredeyse. Bu coğrafyada belli bir yaşın üzerindeki herkes anadilindeki müzikle ilk Tigran sayesinde tanışmıştır. Onun o yumuşak, duygulu ezgileri, ustası olduğu cümbüşüyle.

“Diyarbakır’a gelmesi bir hayal gibiydi”

“Diyarbakır’a gelmesi, konser vermesi en büyük haylimizdi. Yıllarca uğraştık. Daha önce Türkiye’de koşullar uygun değildi; kendisi de çekiniyordu. Ama ilk gelişi, tarihi bir andı. Bir hayal gibiydi. Onu dinleyen binlerce kişinin gözleri yaşardı.

“Diyarbakır, mitolojik kentlerden biri; Mezopotamya’nın en önemli, çok dilli, çok kültürlü kentlerinden biri. Bu topraklara emek vermiş, derdine ortak olmuş sanatçıların, aydınların ebedi istirahate burada çekilmek istemesi çok anlamlı.

Sanatçılara Diyarbakır daveti

“Ama biz, Diyarbakır’ın yaşarken de değer görmesi gereken sanatçıların, aydınların buluşma noktası olmasını istiyoruz ve onları barışın, kardeşliğin, özgürlüğün başkenti Diyarbakır’a davet ediyoruz.”

Tigran Diyarbakır için şarkı yazmıştı

Tigran, Diyarbakır’da geçirdiği sürede Aknews’a verdiği röportajda, “Diyarbakır’ı Diyarbakırlıları çok sevdim” demiş, şunları söylemişti:

“Diyarbakır’a gelmek benim yüzyıllık rüyamdı. Hep derdim ‘Tanrım, ölmeden anne babamın yaşadığı toprakları görebilecek miyim?’ İki yıl önce Yunanistan vatandaşı olduktan sonra ilk olarak Diyarbakır’a geldim. Çok etkilendim ve bir şarkı yazdım. Şarkının bir dörtlüğü şöyle: ‘Di xewnên şevan de min bawer nedikir (Rüyalarımda görsem inanmazdım) / Bi çavan bibînim bajarê Diyarbekir (Diyarbakır’ı görebilmeyi) / Rojbaş Diyarbekir me pir bêriya te kir (Günaydın Diyarbakır seni çok özledim) / Te derî li me vekir (Sen kapılarını bana açtın) / Te me şa kir (Bizi çok mutlu ettin).”

“Biz nasıl bu topraklarda büyüyemedik”

Diyarbakır’a geldiğinde annesi ve babasının doğduğu Bêemde [Ermenice Kexriban] ve Kaskê köylerine giden Tigran, duygularını şöyle anlatmıştı: “O dağlara, ağaçlara, derelere, evlere baktığımda içim titredi. Ağladım. Çok canım acıdı. Babamı annemi, onların yaşadıklarını anımsadım. Çok üzüldüm. ‘Biz nasıl bu topraklarda büyüyemedik’ diye hayıflandım.””